RockTurka v2.0 | Online Rock Dergisi: 07/2007

RT Haber Bölgesinde Haber aramak için yan kisimdaki arama kutucugunu kullanabilirsiniz.

Ayrica sizinde Paylasmak istediginiz Müzikle alakali haberler var ise Yukaridaki Haber ekle butonuna tiklayarak mail adresimize haber gönderip, yazınızı yayınlıyabiliyoruz

RT Haber bölgesinde Müzikle alakali her türlü konser,festival,etkinlik,albüm haberleri gibi her türlü müzik haberine ulasabilirsiniz.

7/28/2007

!!!!!RoCk eFsAnEsİnİn bAsLaNgIcI!!!!!


60’lı yıllardan günümüze kadar gençliğin müzik endüstrisine bakış açısı ve kısa rock’n’roll tarihi.
Bir zamanlar kitleleri peşinden sürükleyen rock ‘n roll kültürü 2000’li yıllarda tekrar harekete geçti.Ancak bu efsanenin en fazla popüler olduğu 60’lar ve 70’ler günümüzden daha farklıydı.
Sex,drugs and rock’n roll ifadesini gençliğinde yaşamış olanlar bilir. Cinsel devrimin hortladığı o dönemde aslında birçok kişinin bu müzik türüyle uzaktan yakından alakası yoktu. Onlar varsa yoksa yatakta kendilerine birden fazla partnerin eşlik etmesiyle ilgileniyorlardı. Sokaklardaki protesto yürüyüşleri birçok kez bu tür görüntülere sahne olmuştur.Ancak müziğin büyük gücünü kullanarak politik mesajlar vermeye çalışanların da azımsanmaması gerektiğini vurgulamak gerekir.
HOBO’LAR ve ROCK’N’ROLL’un DOĞUŞU
İkinci dünya savaşı sırasında ortaya çıkan birtakım hobo’lar başka bir deyişle gezgin blues yapan ozanlar-ki birçoğu siyahtı- elektro gitar kullanmaya başladıklarında rhthym & blues dediğimiz müziğin ilk temellerini atmış oldular. Savaş sırasında gerçekleşen kuzey ve uzak batı göçü bu gezginlerin Chicago hayallerini süslemekteydi. Chicago’ya göç sırasında daha çok dinlence amaçlı kullandıkları şehir ise Memphis’ti. Memphis gibi kalabalık bir bölgede müzik aletlerine yenilerini ekleyen gezginler gün geçtikçe müziklerini geliştirmekle kalmıyor bulundukları ortamın müzik zevkinide harmanlıyorlardı.Bu noktada Memphis’ten tüm zamanların en büyük müzik adamı olan Elvis Presley’in çıktığını da ifade etmek doğru olacaktır.
Savaş bittikten sonra ise ekonomik krizin göbeğinde olan ancak zamanı bol olan gençlik eğlenceye, otomobillere ve çılgın partilere sanıldığı gibi meraklı değildi. Savaşın şokunu yeni yeni atlatmaya çalışan gençlerin o dönemdeki popüler ismi ise Frank Sinatra’ydı. Ancak henüz gelişimini tamamlamamış olan müzik endüstrisi gençlerin isteğine cevap veremiyordu. Şimdiki tabirle AB grubu ailelerin beyaz çocukları arasında moda olan siyahların müziği ise yavaş yavaş Frank Sinatra’nın popülaritesinin kaybolmasına neden olmaya başlamıştı. İşte bu müzik rhthym&blues’dur. Sürekli seyahat halinde olan ve blues çalan siyah adamların yani hobo’ların yukarıda anlattığımız biçimde büyük şehirlere yerleşmesi rock’n’roll’un babası sayılan rhthym&blues’un ortaya çıkmasındaki en büyük etkenlerden biridir.
İlk başlarda bu türe prim vermeyen ve her zaman olduğu gibi önyargılı davranan müzik endüstrisi, ekonomik krizin yavaş yavaş sona ermesiyle gençler arasında rhthym&blues’un bir virüs gibi yayılmaya başladığını gördükten sonra birçoklarına göre ırkçılığından ve önyargılarından vazgeçerek beyaz bayrak çeker ve teslim olur. Rhthym&Blues artık sadece barlarda, radyolarda çalınmaz, büyük şirketler bu müzik türüne ait bol bol plak basmaya başlarlar. Günümüzdeki siyah rap ve r&b’cilerin kendi plak şirketlerini kurduktan sonra sadece zencilere ve zenci haklarını savunanlara prim vermesi o dönemin intikamı olarak gösterilebilir.(Örneğin P.Diddy ya da Dr Dre, vs)
Endüstrinin beyaz bayrağından sonra beyaz adamlarında bu müziğe yönelmesi ve yatırım yapmaya başlaması türün sınıf atlamasına neden olur.Birkaç yıl öncesine kadar ayıplanan ve tukaka olarak gösterilen rhthym&blues artık onaylanan ve teşfik edilen bir müzik türü olmaya başlar.Bu arada adına rock’n’roll denmeye başlanmıştır bile. İşte rock ‘n roll’un kısa bir anlatımla doğuşu..Hatta rock’n’roll’un en büyük isimlerinden ve öncülerinden sayılan Fats Domino bir röportajında rock’n’roll için ‘10-15 yıl önce New Orleans’tayken biz buna rhtyhm&blues diyorduk’ ifadesini kullanır.
Daha sonraki yıllarda ortaya çıkacak olan Elvis Presley hala müzik dünyasının kralı olarak gösteriliyor. Elvis, rock’n’roll’un doğum yeri sayılabilecek Memphis’i, Amerika’yı ve hatta kilometrelerce uzaklardan hemen hemen tüm Avrupa gençliğini etkisi altına alır. 50’li yılları müzikte Elvis’in yılları olarak sayabiliriz. İngiltere’de iki genç Elvis’li yıllardan o kadar etkilenecekler ki, 60’lı yıllarda tüm dünyada bir fenomen haline gelen The Beatles’ın ilk temellerini atmaya başlayacaklardır.Bu iki arkadaş John Lennon ve Paul McCartney’dir. Aslında John Lennon daha çok Minnesota’lı Robert Allen Zimmerman adlı bir yahudiden yani bilinen adıyla Bob Dylan’dan etkilenmiştir. Rock’n’Roll’un en yaygın konuları arasında bulunan güzel kızlar, aşk,ihtiras ve çılgın partileri adeta elinin tersiyle kenara iten Dylan daha çok politikacıların genel tavırları, hayatın zorlukları, ölüm, acılar, savaş ve ırkçılık konularını işleyen protest sözleriyle dikkat çekmiştir.Başka bir deyişle yazdığı parçalara edebiyat ve derinlik katarak folk, rock ve pop dünyasındaki mihenk taşlarından biri olmuştur.Bob Dylan’ın en çok etkilendiği isim ise sanıldığı gibi Elvis Presley değil James Dean’dir.
PEKİ İNGİLTERE NE ALEMDE ?
İngiltere’nin Mısır’la girdiği ‘Suveyş Kanalı Benimdir Savaşı’ ve buna müteakip yoğun silahlanma, nükleer savaş tehditleri ve hatta Amerika’nın Vietnam’a girmesi, İngiltere’nin de politik çıkarları yüzünden Amerika’nın yanında yer alması, İngiltere’de dönemin gençliğinin sokaklara dökülmesine ve protesto yürüyüşlerine neden olmuştur. Protestoculara en büyük örneklerden biri olarak John Lennon gösterilebilir. John Lennon’ın dönemin Amerikan başkanı Nixon’la kanlı bıçaklı olduğunu sanırım bilmeyen yoktur.Hatta bu nefretin en büyük meyvelerinden birisi günümüzde hala radyoların en vazgeçilmezleri arasındadır. ’Imagine there’s no heaven’ şeklinde başlayan dizeler dönemin gençlerinin bir nevi sözcüsü olan John Lennon’ı rock’n’roll dünyasında ilahlaştıran şarkıya aittir. Geçtiğimiz senelerde George Michael’ın, İngiltere dışına çıkmasını önlemek amacıyla milyonlarca sterlin ödeyerek satın aldığı piyanonun değerini günümüz gençliğinin hiçbir zaman anlayamayacağından adım gibi eminim. Michael’ın piyanoya bir servet ödemesinin tek nedeni John Lennon’ın efsanevi Imagine adlı parçayı bu piyanoyla bestelemiş olmasıydı. O yıllarda meydana gelen en küçük olaylar bile çok anlamlı arkaplanlara sahipti.
ENDÜSTRİ CANAVARININ YENİLGİSİ
Günümüzde ise durum çok daha farklı.Yukarıda anlatılan olaylardan çok sonra 1967 yılında San Francisco’da yayımlanmaya başlayan ve daha sonra New York’a taşınan, bir döneme damgasını vurmuş Rolling Stone dergisi geçtiğimiz senelerde bir açıklama yaparak derginin içeriğinin tamamen değişeceğini açıkladı. Artık günümüz gençliğinin daha fazla önem verdiği başlıklar öne çıkarılacak. Makaleler minimuma indirgenecek ve görsellik maksimuma çıkarılacak. Başka bir deyişle hippi’lerin popüler olduğu yıllardan bu yana özellikle Amerikan popüler kültürü üzerinde büyük rol oynamış olan Rolling Stone, 2000’li yılların daha doğrusu teknolojinin kurbanlarından biri olduklarını itiraf etti. Günün büyük bölümünü bilgisayar başında geçiren ve McDonald’s’ın bize armağanlarından biri olan şipşak usulünü sadece yemeğine değil tüm hayatına endekslemiş olan bu gençlik aslında tam da istediği dergi modelini eline alacak. Bol resimli ve az makaleli.


Evanescence "duman gibi yok olmak" anlamına geliyor.Vokalde ve piyanoda Amy Lee,gitarlarda John LeCompt, Will Boyd,Terry Balsamo ve bateride William Gray'den oluşan ilk albümü "Fallen"'ı yayınlamıştır(Mart 2003).Peki Fallen albümü ilk albümleri miydi?Tabi ki hayır.Grup Arkansaslıdır.Amy Lee'nin inanılmaz güzel sesi ile grubu diğer nu-*****l gruplarından ayrı tutuyor.Amy Lee'ye göre grubun sırrı müziklerinin epik, dramatik ve karanlık olmasıdır.Belki de Amy Lee'nin ta kendisidir.Grup Amy Lee ve Ben Moody tarafından kurulmuştur.İkisi çocukken yaz kampında tanışmışlar ve grubu kurmaya o gün karar vermişler.Amy Lee piyanoda Meat Loaf'ın "I'd Do Anything For Love"ını çalarak oyalanırken Meat Loaf hayranı olan Ben Moody ise gidip hemen Amy Lee ile tanışmış ve grubu kurmaya karar vermişler.Kendi çabalarıyla yayınladıkları, cd yazıcı ile çoğalttıkları ilk EP'leri ile yerel olarak tanınmışlar.Onlar eski albümleri şu an komik diye nitelendiriyorlar.Arkasından ikinci EP "Whisper" ve 2000 yılındaki ilk albüm "Origin" albümü gelmiş.Ancak grup özel bir neden yüzünden bu albümü hiç yayınlanmamış saymak istiyorlar.Bu sebeple bazı sitelerde ve resmi sitelerinde "Falen" ilk albüm gibi görünmektedir.Grup "Fallen" albümüyle büyük bir kitleye ulaşmıştır.Grubun albümü 600.000 satıp Billboard ilk 10'a girmiştir.Cristian-Rock kitlesi tarafından çok sevilip başarı grafiği hızla yükselişe geçince bu kitleye hitap eden müzik marketlerinden toplatılmış.Amerika'da Hristiyan Rock şeklinde bir olgu vardır.Dini temalar işleyen gruplar büyük ilgi toplar.Sadece bu türe endekslenmiş plak dükkanları, radyolar ve festivaller var fakat grup üyeleri kendilerini gotik tarzını kabul etmedikleri gibi yalnız bu kitleye hitap ediyor durumuna gelmek istemedikleri için bu tür dükkanlardan albümlerini toplatma kararı almışlardır.Şarkılarda çoğunlukla aşk ve çaresizlikle birlikte karanlık temaları dikkati çekiyor. Evanescence piyasadaki diğer nu-*****l veya goth gruplarından çok farklıdır.Grup:"Öfke dolu gençlerin hazırladıkları, önceden paketlenerek satışa sunulmuş gibi duran çok albüm var piyasada Biz böyle değiliz.Bir görüntü satmaya çalışmıyoruz, sadece kalbimizdekileri yazıyoruz."diye açıklıyorlar.Grup turnedeyken Ben Moody grubu terketmiştir.Bu bazıları için hayal kırıklığı yaratırken bazıları için de sevinç yaratmıştır!Ben Moody Avril Lavigne'ın bir ara gitaristliğini yaparken grup devam etme kararı alarak turneye kaldığı yerden devam etmiştir ve Ben Moody'nin yerine Cold grubunun gitaristi Terry Balsamo geçmiştir.2004 yılının Kasım ayında unutulmaz Paris konseri görüntüleriyle oluşan "Anywhere But Home" adında bir konser albümü çıkarmışlardır.İlk albümleri bu kadar patlama yarattıysa iler ki albümleri nasıl olacak düşünemiyorum...Dinleyicileri her geçen gün artan, tarzıyla, müzik kalitesi ve sarf ettiği cümleleriyle gönüllerde taht kuran gruptan daha fazlası da beklenemez zaten.Bizde Evanescence varoldukça hep arkalarında olacağız.Kalitesinden taviz vermeyen grubun müzikleriyle büyümeye devam edeceğiz...

7/27/2007

MüZiK taRiHiiNiN En şOkE Edİcİ AnLaRı




KURT COBAİN'İN ÖLÜMÜ=Cobain'in intiharı müzik tarihinin en şok edici olayları arasında ilk sıraya yerleşiyor. Müzikte devrim yaratan, müziğin algılanış biçimini kökten değiştiren ve bu anlamda bildiğimiz, alışık olduğumuz tüm kaideleri alt üst eden Kurt Cobain'in kendisi için belirlediği son da müzik adına yaptığı şeyler kadar şok edici olmuştu. Nirvana'nın bu kadar büyüyeceğini, yer altından çıkıp popüler platformda zirve yapacağını, en önemlisi kayıp kuşağa liderlik edeceğini hesap edememişti Kurt Cobain. Onu 'gönülsüz' rock yıldızı olarak anmamız da bu yüzdendir hep. Mart 94'te Roma'da bol miktarda ilaç ve içki aldıktan sonra hastaneye zar zor yetiştirilen ve ölümden dönen Kurt Cobain'in bir dikkatsizliğe kurban gitmediği, bu vukuatın aslında bir intihar teşebbüsü olduğu bir ay sonra anlaşılmış oldu zaten. Roma tecrübesinden sonra yatırıldığı rehabilitasyon merkezinden kaçan ve kendisini Seattle'daki evine kapatan Kurt Cobain'in cesedi ölümünden dört gün sonra, 8 Nisan 94'te bir elektrik teknisyeni tarafından bulundu. "Rock'n roll denen miti işte böyle paramparça ederim" demiş oldu bir bakıma.


OZZY OSBOURNE'UN YARASA AVI=Sabbath yıllarında uyuşturucu ve alkolün de büyük etkisiyle türlü çılgınlıklara imza atan Ozzy Osbourne'un müzik tarihinde yer eden en şok edici vukuatı artık bir efsaneye dönüşen 'yarasa' operasyonu olmuştur. Black Sabbath'ın 20 Ocak 1982'de Des Moines'de verdiği bir konserde bir fan tarafından sahneye fırlatılan yarasayı tutup, ağzıyla kafasını kopartan Ozzy Osbourne, böylelikle metal müziğin dış dünya tarafından algılanış biçimini de değiştirmiştir (metalciler kafa koparır, civciv ezer efsaneleri gibi). Söz konusu efsanenin göz ardı edilen bir başka boyutu daha var elbette. Ozzy Osbourne sahneye atılan yarasanın plastik, yani oyuncak bir yarasa olduğunu düşündüğünü –o sırada kafasının epey iyi olduğunu da unutmayalım- ve bu sebeple kafasını koparmaya yeltendiğini açıklayıp bu deneyimi hayatının 'en korkunç, en acı' anı olarak yorumladı sonradan. Ozzy Osbourne'un en az yarasa faciası kadar efsaneleşmiş bir başka vukuatı ise CBS Records ile yaptığı toplantı esnasında gerçekleşen 'güvercin' operasyonudur. Söylentiye göre plak şirketinin Los Angeles'da düzenlediği basın toplantısında fazlasıyla sıkılan Ozzy, beyaz bir güvercinin kafasını da ağzıyla koparıp atmıştı. CBS tarafından da onaylanan bu bomba olay -Ozzy'nin söz konusu hareketi bilinçli olarak yaptığı da düşünülecek olursa- yarasa efsanesini ezip geçer.


DİMEBAG DARREL CİNAYETİ="Rock müziğin 11 Eylülü" olarak anılan Dimebag cinayeti müzik tarihinin şahit olduğu en trajik anlardan da biri aynı zamanda. Olayın merkezinde yer alan Damageplan, ex-Pantera gitaristi Dimebag Darrell tarafından, Pantera sayfası kapandıktan sonra hayata geçirilmiş bir gruptu. 8 Aralık 2004te Ohiodaki Alrosa Villa adlı bir kulüpte sahne alan Damageplan henüz ilk şarkısını bile tamamlamamışken sahneye atlayan bir gencin silahlı saldırısına uğramış, olay sonrasında Dimebagin de dahil olduğu dört kişi hayatını kaybetmişti. Tanıkların verdiği ifadeye göre saldırıyı başlatan gencin hedef aldığı kişi doğrudan Dimebagdi. Polis tarafından vurularak durdurulabilen saldırganın kimliği olay sonrasında tespit edildi. 25 yaşındaki Nathan Gale annesinin verdiği ifadeye göre paranoyak şizofren teşhisiyle tedavi görmekte olan bir akıl hastasıydı fakat son zamanlarda ilaç tedavisini bırakmıştı. Polisin yaptığı araştırmalar Nathan Galeın Dimebag Darrellı öldürme sebebinin Pantera fanatikliğiyle ilgili olmadığını gösterse de müzik dünyasında cinayetle ilgili sayısız teori üretildi doğal olarak. Damageplan üyeleri, grubun tur görevlileri ve özellikle de fanlar, cinayeti Pantera fanatikliğinin motive ettiği konusunda hemfikir. Panteranın dağılması ve Phil Anselmo ile Dimebag arasındaki sorunlar da Nathan Galei tetiklemiş olabilir deniyor.

SaTıRlArLa !!!!!!=cEm kArAcA=!!!!!!


Cem Karaca ( 05.04.1945)- (08.02.2004) Muhtar Cem Karaca 5 Nisan 1945'de İstanbul'da dünyaya geldi. Tiyatrocu bir ailenin tek çocuğuydu ve sanatçı bir ailenin çocuğu olmak onun sanatla içiçe büyümesini sağladı. Ortaöğretimini Robert Koleji'nde yapan Cem Karaca'nın müzikle tanışması oldukça ilginçtir. Ergenlik çağındayken hoşlandığı kızı etkilemek amacıyla şarkı söylemeye başlamış ve bu başlangıcın arkasından devam eden olaylar sonucu kendisini müzik piyasasının içinde bulmuştur.Cem Karaca'nın sesinin keşfedilmesi ise annesi Toto Karaca tarafından olmuştur. İlk dönemlerde Jaguarlar, Dinamitler gibi gruplarla amatörce çalışmalar yapan Cem Karaca bu dönemlerde henüz Anadolu müziğiyle tanışmamış batının Rock'n'Roll müziğine gönül vermiş bir şekilde o dönemin popüler parçalarını söylemekteydi. O dönemlerde Cem Karaca'nın en büyük destekçilerinden biri de İlham Gencer'di ve onun orkestrasında müzikal deneyimini o dönemlerde oldukça ilerletmişti. Bu dönemlerde müziğin yanında tiyatro ile de ilgileniyordu Cem Karaca ve çeşitli oyunlarda da görev aldı. Anadolu insanıyla tanışmaCem Karaca'nın Anadolu müziği ile ciddi anlamda ilk tanışması ise askerliği esnasında oldu. Askerliği sırasında Anadolu'yu daha yakından tanımasının yanısıra birgün orada askerliğini yapan birisinin saz çalışı sonucu daha önce son derece ilkel ve sıkıcı bulduğu bu müziğin aslında onun o anki gerçek duygularını yansıttığını ve hiçbir batı müziğinin o sazın içerdiği duyguları içeremeyeceğini anladı. Cem Karaca'nın profesyonel olarak ilk müzikal deneyimi ise Apaşlar grubu ile 1967 yılında Hürriyet'in düzenlediği Altın Mikrofon yarışmasında Emrah isimli parçalarıyla aldığı ikincilikle oldu. Aldıkları bu dereceden sonra Apaşlar grubu müzikal çalışmalarına dört elle sarıldı ve daha önceki tutkuları olan batı beat müziği ile yeni tutkuları doğu müziğini sentezleyip Anadolu-Beat tarzında çalışmalara giriştiler. Bir süre sonra arkalarına Ferdy Klein orkestrasını da alarak müzikal altyapılarını iyice güçlendiren Cem Karaca ve Apaşlar grubu Ferdy Klein orkestrası eşliğinde de bir süre yollarına devam ettiler. Bu beraberlik 1969'un sonlarına kadar sürdü ve ortaya çıkan sağlam ve başarılı eserlere rağmen grupta gitarist Mehmet Soyarslan ve Cem Karaca arasında doğan bazı politik anlaşmazlıklar sonucu Cem Karaca ve Apaşlar grubu dağıldı. Bu grubun dağılmasından sonra Cem Karaca kafasındaki gerçek anlamda sol söylemde ve doğulu kimliğiyle Rock müzik yapma düşüncesini gerçekleştirmek amacıyla Apaşlar'ın basçısı Seyhan Karabay'ı da yanına alarak, yeni bir grup kurmak amacıyla genç ve yetenekli bir gitarist olan Ünol Büyükgönenç'i ziyarete gitti ve görüşme olumlu sonuçlanınca bu üçlü Cem Karaca-KARDAŞLAR grubunu kurma girişimlerinde bulundu ve hep beraber müzisyen arayışına girdiler. Birkaç başarısız kombinasyondan sonra vokalde Cem Karaca gitarlarda Ünol Büyükgönenç bas ve ıklığ'da Seyhan Karabay ve davulda Hüseyin Sultanoğlu tarafından kardaşların ilk gerçek kadrosu kurulmuş oldu.Fakat ilk baştaki maddi sıkıntılar nedeniyle Cem Karaca, Almanya'ya biraz para kazanıp gruba adam gibi ekipmanlar alabilmek için Ferdy Klein orkestrası eşliğinde çalışmalar yapmaya gitti. Almanya'dan dönüşte Karaca'nın Almanya'dan getirdiği yeni gitarist Alex Wiska'yı da yanlarına alarak tam gaz çalışmalara başladılar ve Cem Karaca-KARDAŞLAR'ın çıkış 45'liği olan Dadaloğlu'nu yayınladılar. Bu 45'liğin listelerde iyi bir sıraya yerleşmesinden sonra çok sağlam 45'lik çalışmalarına devam eden Kardaşlar bir dönem Alex Wiska gruptan ayrıldıktan sonra Fehiman Uğurdemir'le son kadrolarını oluşturup bir süre daha çalışmalarına devam ettiler. Dışarıda grubun durumu oldukça iyi gözükmesine rağmen Cem Karaca ve Seyhan Karabay arasındaki tartışmalar Cem Karaca Kardaşlar'ın dağılmasına sebep oldu. Grup Hüseyin Sultanoğlu yerine başka bir davulcu bulduktan sonra gerçekten Türk müzik piyasası ilginç bir değiş tokuşa sahne oldu. Cem Karaca, Kardaşlar grubundan ayrılıp Anadolu Pop'un güçlü sesi Moğollar'la birleşirken Kardaşlar'da o dönemliğine konserlerde solistlik yapmak için Moğollar'la anlaşmış Ersen Dinleten'i gruplarına dahil ettiler. Cem Karaca Moğollar'la Anadolu Rock tarzında çalışmalarına Kardaşlar sound'undan çok daha farklı olsa da devam ettiler. Moğollar'ın Cahit Berkay'ın Fransa'ya gitmesi üzerine dağılmasıyla, Cem Karaca yeniden bir grup kurma arayışına girişti ve müzikal kariyerinin en önemli ve olgun dönemlerinden birini yaşayacağı grup olan Cem Karaca-DERVİŞAN kuruldu. Cem Karaca bu grubu kurarken esas amacı Kardaşlar ve Moğollar'daki Anadolu Rock tarzına devam etmekti fakat gruba yeni giren basçı Oğuz Durukan ve Klavyeci Uğur Dikmen'in uzun süre İsveç'te Asia Minor Mission isimli grupla beraber yaptıkları müzikten ötürü batı progressive rock müziği konusunda deneyimli fakat Anadolu- Rock konusunda deneyimsiz olmaları bu grubun soundunun batıya kaymasına sebep oldu. Cem Karaca bu grubu Ünol Büyükgönenç ile birlikte kurmuştu fakat daha bir 45'lik yapımına bile girişmeden grupla verilen birkaç konser sonrası grubun kuruluş ilkelerine uyulmadığı gerekçesiyle Ünol Büyükgönenç gruptan ayrıldı. Dervişan grubu müzik yaptığı sürece gerçek anlamda birçok kadro değişikliğine uğramış bir gruptu. Bu grubun kilit isimleri ise Cem Karaca ve Uğur Dikmen'di. Cem Karaca'nın Kardaşlar ve Moğollar'da politik rock müziği çalışmalarına (Kardaşlar-Oy Gülüm Oy, Moğollar-İhtarname) yer vermiş olduğu görülse de ciddi anlamda sol söyleme geçtiği ve sanat toplum içindir düşüncesini gerçek anlamda benimsemiş olduğu esas grup Dervişan'dır. Dervişan politik-rock yapmanın yanısıra İngiltere'de King Crimson,Yes,Emerson Lake&Palmer gibi grupların öncülük ettiği progressive rock müziğinin Uğur Dikmen ve Oğuz Durukan gibi ustalar sayesinde Türkiye ile tanışmasında önemli rol oynamıştır. Türkiye'de bu tarz çalışmalar zaten olmuyor değildi(Barış Manço'nun 2023 albümü gibi) fakat Dervişan gerçekten "Zamanında acaba Türkiye'de progressive rock yapıldı mı?" sorularının hepsini safdışı edebilecek nitelikte bir grup olarak Türk Rock tarihinde derin izler bırakmıştır. Cem Karaca toplama olmayan ilk LP'sini yine bu grupla çıkarmıştır."Yoksulluk Kader Olamaz" adındaki bu LP adından da anlaşılacağı gibi sol söylemde bir albümdür. Bu albümün kadrosu son ve en uzun sürmüş Dervişan kadrosudur. Basta-Hami Barutçu, davulda-Sefa Ulaştır, gitarda-Taner Öngür, klavyede-Uğur Dikmen ve vokalde-Cem Karaca... Dervişan'ın dağılmasından sonra ise Cem Karaca 70'lerdeki son grubu olan Edirdahan'ı kurmuş ve bu grupla Safinaz isminde bir Long Play yapmıştır. Bu Long Play, Barış Manço-Kurtalan Ekspresi'nin 1975 yılı albümleri 2023 ile birlikte Türkiye'nin sayılı senfonik rock albümlerindendir.. Edirdahan'dan sonra uzun bir süre Almanya'da yaşayan Cem Karaca yurda döndüğü zaman solo olarak müzik çalışmalarına devam etmiştir. Sanatçının en son albümü, Nisan-1999'un başlarında piyasaya sürülmüş olan "Bindik Bir Alamete Gedeyoz Kıyamete" isimli albümdür.Sanatçı Cem Karaca, solunum ve kalp yetmezliği nedeniyle 8 Şubat 2004 günü 59 yaşında hayatını kaybetti. Karaca, Üsküdar Seyit Ahmet Yesevi Camii’nde kılınan namazın ardından Karaca Ahmet Mezarlığı’nda toprağa verildi. Hakkında yazılanlar1.Bir Cem Karaca Kitabı Gökhan Aya Ada Müzik Kitapları “Sevinçlerimiz bile artık mekanik Sevgisiz, saygısız, otomatik Bu şarkı kimilerine çok geç artık Bu şarkı kirlenmiş bir çığlık!”

AmAsRa'NıN HıRçIn dAlGaSı=>BaRıŞ AkArSu


1979 yılı barış yılı ilan edildiği için ismi BARIŞ oldu. Kız kardeşi ile birlikte Amasra'da yaşamına devam etti. Flüt çalarak başladığı müzik sevgisi mızıka ve kumsallarda çalınan gitarla devam etti. Karadeniz Ereğlisi'nde, Antalya'da, Ankara'da zaman zaman animatörlük zaman zaman müzisyenlik yapıp yaşam kavgası verirken TV lerde gördüğü AKADEMİ TÜRKİYE yarışmasına biraz da arkadaslarının ısrarıyla son gün katılmaya karar verdi. Yarışmalara karşı olduğunu herzaman belirtsede yarışmada verilecek eğitim, katılmaya karar vermesindeki en büyük etken oldu. haftalar boyunca birinci olmasındaki en büyük etken sesi ve karizması kadar insancılığı, doğallığı, yapıcı tavırları, duygusallığı, paylaşımcılığıdır. Türkiye'nin en sevdiği BARIŞ AKARSU 2004 Temmuzun da yarışmayıda birincilikle bitirdi ve İstanbul'a yerleşti. 14 Ocak 2005 tarihinde prodüktörlüğünü Serdar Öztop'un yaptığı ve Seyhan müzik etiketiyle piyasaya çıkardığı ''ISLAK ISLAK'' albümüyle müzik dünyasına profesyonel bir giriş yaptı.'' ISLAK ISLAK '' albümündekiISLAK ISLAKKİMDİR OAMASRAMAVİparçalarına klip çekildii ve klipler çeşitli TV kanallarında yayınlanmaya devam ediyor:17 Ağustos 2006 tarihinde Ayhan Orhuntaş ve Ergin Altınel prodüktörlüğünde gerçekleştirilen ikinci albümü '' DÜŞMEDEN BULUTLARDA KOŞMAM GEREK '' Seyhan Müzik etiketiyle piyasaya çıktı. 10 yeni ve 1 coverden oluşan albümde söz ve bestesi BARIŞ AKARSU'ya ait ''YETER BE'' ve ''BEN'' adlı iki eserde bulunmaktadır. İkinci albümden ;VURDUM EN DİBE KADAR YAZ DEMEDİMparçalarına klip çekildi ve yayınlanmaya devam ediyor.Müzik dışında projelerede imza atan BARIŞ AKARSU Star TV de yayınlanan YALANCI YARİM dizisinin başrolünde oyuncu kimliğiyle devam etmektedir.Yarışmadan itibaren oluşan ve BAG (Barış'ı anlayanlar grubu) adını lan fan grubunu büyük sevgi dolu ailem diye tanımlayan BARIŞ AKARSU USDER tarafından ''sosyal kalkınma ve dayanışmaya verdikleri öneme göre '' verdikleri ödüllerde ROCK dalında en iyi şarkıcı, FUTURE dergisi yılın en sevilen rock sanatçısı ödülünü, CEM KARACA özel ödülünü aldı.Hayat felsefesi ve yaşam tarzıyla her zaman rocker olduğunu her fırsatta dile getiren BARIŞ AKARSU ilk albümünden bu yana 250 den fazla konser verdi ve çeşitli TV proğramlarına çıktı. Halen devam etmektedir.....ve şimdi barışımız talihsiz bir kaza neticesinde hasta,ve bu gün hastenede 5.günü ve dualarımız onunla ........seni seviyoruz barış akarsu.....hayata gözlerini yumsanda.....


2002 yılında adlarını Sing Your Song yarışmasında elde ettikleri birincilikle duyuran 6.cadde, Emre Aydın ve Onur Ela adında iki Antalya’lı gençten oluşuyordu. Siemens Mobile’ın ana sponsorluğunda düzenlenen “Sing Your Song” adlı beste yarışmasına “Dönersen” isimli şarkılarıyla katılan ve 1574 aday arasından “Türkiye Birincisi” seçilen 6.Cadde 2003 senesinde ilk albümünü çıkardı. Stüdyo aşaması 6 ay süren albümün prodüktörlüğü ve eserlerin tümünün düzenlemeleri Haluk Kurosman’ın imzasını taşıyor. 11 şarkının yer aldığı albümde, 9 şarkının söz ve müzikleri Emre Aydın’a ait. 6.Cadde’nin yepyeni bir kimlik kazandırdığı, senelerdir İbrahim Tatlıses’in güçlü yorumuyla hafızalara kazınan “Sabuha” isimli şarkıya yeniden renk getirdiler.Onur Ela'nın profosyonel müzik hayatını bırakma kararı alıp gruptan ayrılması ve 6.Cadde’nin dağılmasıyla birlikte, yoluna tek başına devam eden Emre Aydın, yeni albüm hazırlıklarını tamamladı. GRGDN yapımı olan, “Afili Yalnızlık” isimli bu yeni albümde, şarkıların tamamına yakını Emre Aydın’a ait. 6.Cadde albümünde yer alan ve 6.Cadde hayranları tarafından çok sevilerek dinlenen, hala daha popülerliğini koruyan ‘Git’ isimli şarkıyı da bu albüme dahil eden Emre Aydın, aynı zamanda bir zamanlar Umay Umay’dan dinlediğimiz,söz ve müziği Barlas Erinç’e ait ‘Hareket Vakti’ ni de kendine özgü yorumuyla seslendiriyor.Ayrıca Emre Aydın’ın bu yeni yeni albümünde yer alan ‘Belki Bir gün Özlersin’ adlı şarkı, resmi sitede yayınlanmasından sonra internette fırtınalar estiriyor.En çok dinlenen parçalar listesinde bir numaraya kadar yükselen “Belki Bir Gün Özlersin” şimdiden hit olma yolunda kendini gösteriyor.Her şarkısında farklı bir tat olan ve bütün şarkıları ayrı ayrı beğenilecek ve dinlenecek olan Emre Aydın’ın bu yeni albümü çok yakın zamanda piyasada olacak ve ciddi anlamda kendinden söz ettirecek.
Emre Aydın, Şubat 1981`de Isparta`da doğdu. İlk öğretimi Isparta`da tamamladı. Antalya Anadolu Lisesi`nden mezun olduktan sonra Dokuz Eylül Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi İktisat bölümünde öğrenim gördü. 2002 yılında katıldığı SingYourSong beste yarışmasında grubu 6. Cadde`yle Türkiye birincisi oldu. Aynı yıl Universal Muzik tarafından yayınlanan toplama albümde "Dönersen" isimli şarkısıyla yer aldı. 2003 yılında grubu 6. Cadde`nin ilk resmi albümü yayınlandı. Aynı yıl gruptan ayrıldı. Solo kariyerinin ilk albümü "Afili Yalnızlık" Sony BMG Türkiye GRGDN işbirliğiyle Ekim 2006`da yayınlandı.


Direc-t bir kaza sonucu 1997'de kuruldu. Arabayı bir direğe bindirdikten sonra çaldıkları parçalar İngilizce ve Türkçe olduğu için "ortada" bir isim koydular. Üniversiteyi kazanan Bilge Ankara'ya taşındı ve orada grubu devam ettirmeye çalıştı ama sürmedi. Daha sonra müzik yapmak için İstanbul'a taşındı. Bilge ve Özgür grubu tekrar kurdular ve basçıları Çelik'le Universal müziğin isteğiyle bir demo kaydettiler. Kim 500 Milyar İster'den ikramiye kazanan Çelik gruptan ayrıldı. 2000 sonunda Alex gruba girdi ve Ankara Odtü büyük salonda da çok güzel bir konser verdiler. O sıralarda Güven Erkin Erkal Radyo D'deki programında Odun Aşk'ı çaldı ve çok istek gelmekteydi. Ve grubu TRT2'deki Albüm programna konuk etti. Bu programla grup iyice duyulmaya başladı. 2001 Roxy Müzik yarmasnda 1.olan grup Ada Müzik'ten albüm yapma hakkını kendi isteği doğrultusunda kullanmadı. NR1tv'de Ericsson Life'a konul oldular. TRT Radyo ve Radyo D'de de çaldılar.Grup gemi boğaz turu, Robert Koleji,Alman lisesi, Life bar, Mia Skate Park, Line bar,Kemancı gibi mekanlarda konserler verdi. Uzun süre Line Bar'da program yaptlar. Güven Erkin Erkal'n hazırladığı Rock Art VCD fanzinde bir klipleri yer aldı.Acil Club'da da canlı bir demo kaydettiler. Elden ve postayla bir hayli demo satan grup TV programlarının olduğu ilk VCD-demoya da imza attılar. 2. gitara Özgen'i alan grup My Life'ta bir süre program yaptı. Boğaziçi Üni'de Battle of The Bands yarışmasından sonra bir konser verdi. Eski Bronx'ta ve Guitar Bar'da program yapan grubun bir süre sonra Özgen'le de yolları ayrldı. Grup 2002 Roxy Müzik Günleri tantm kokteylinde İhtiyaç Molası grubu kemancsı Tolga ve çelloda Demet'ten oluan yaylı kadrosuyla bir konser verdi. Dünya Öpüşme Günü festivalinde de Manastre'de ve Alman Lisesi festivalinde çaldı.Daha sonra da Tarık Zafer Tunaya kültür merkezinde akustik bir konser verdiler. TRT2'deki Desibel programnda konuk oldular.Yazılı basında ve internet ortamında röportajları yer aldı. 2002'de Alternatif Festival'de David Byrne,Pulp,Sneaker Pimps ve Carl Cox'un altında çalan grup 2002'de H2000 demo,2003'de ana sahnede çaldı. Eskişehir Anadolu Üniversitesinde bir konser verdi. 2003'de On-Air'le anlaşan grup Deniz Yılmaz prodüktörlüğünde kaydettikleri albümü 2003 mayısında bitirdi ve 2004 haziranında raflarda yerini alan "Rus Kozmonotları" isimli albümlerinde on Türkçe bir İngilizce besteleri var. İlk klip de dalyanda "Dur Sakın Konuşma"ya çekildi. Dream Tv'de Yuxexes, Blue Jean ve Cine 5'te Başka Yerde Yok isimli programalara katılan grup Dream Tv'de canlı yayınlanan Rockistanbul festivalinde de ana sahnede çaldı. 2000 sonunda Alex gruba girdi. 2001 Roxy Müzik yarışmasında birinci oldular. 2002 Alternatif Festival'de David Byrne, Pulp, Sneaker Pimps ve Carl Cox'un altında çaldılar. 2002 H2000 demo sahnede çaldılar. 2003 H2000’de ana sahne aldılar. 2003 yılında On-Air'le anlaşan grup Deniz Yılmaz (Kurban) prodüktörlüğünde kaydettikleri albümü 2003 Mayıs'ında bitirdi ve 2004 Haziran'ın da raflarda yerini alan "Rus Kozmonotları" isimli albümlerinde 10 Türkçe bir İngilizce besteleri var. Dur Sakın Konuşma, Hasret ve Ama Sen Varsın’a birer klip çektiler. Özellikle albüme isim veren Ama Sen Varsın’a çektikleri animasyon klip çok ilgi gördü. 2004’de grup Dream Tv'de canlı yayınlanan Rock İstanbul festivalinde de ana sahnede çaldı. 2004 Temmuz ayında Direc-t Slovakya'da Pohoda Açıkhava Festivalinde çalan ilk Türk grubu oldu. 2004 Yedi Kule Zindanları'nda Güney Asya depremzedeleri yararına yapılan konserde yer aldılar. 2005 Fanta Gençlik Festivali'nde toplam 17 şehirde konser verdiler. 2005 RockIstanbul Festivalinde ana sahnede çaldılar

7/25/2007

!!!!!!!!!AvRiL LaViGnE!!!!!!!!!


Avril Lavigne, Belleville-Ontario Kanada'da doğdu. Babası Fransa, annesi Ontario doğumludur. Anne ve babası katolik olduğundan Lavigne de bir katolik gibi büyütülmüştür. Avril'in müzik yeteneği ilk kez henüz iki yaşındayken, kilise şarkılarını söylerken annesi tarafından farkedildi. Aile, Lavigne 5 yaşındayken Napanee-Ontario'ya taşındı.

Avril Lavigne Bir Performansı Sırasında
1998 yılında Lavigne bir müzik yarışmasını kazandı ve bunun üzerine yine kendisi gibi Kanadalı bir şarkıcı olan Shania Twain ile beraber ilk büyük konser turnesine çıktı. Twain'in Ottawa konserinde What Made You Say That adlı şarkıda, şarkıcıya eşlik etti.
İlk profesyonel menajeri olan Cliff Fabri onu ilk kez Kingston Ontario'daki bir kitapçıda şarkı söylerken keşfetti. Lennox Community Theatre'da bir performansı sırasında ise Kanadalı yerel bir şarkıcı olan Steve Medd tarafından farkedildi ve Medd'in 1999 yılında çıkmış olan Quinte Spirit albümünde yer alan Touch The Sky adlı şarkıda ona eşlik etmesi için teklif aldı.
16 yaşındayken, Arista Records adlı müzik firmasının bir temsilcisi olan Ken Krongard, şirketin patronu Antonio "L.A." Reid ile görüşmesi için Lavigne'i davet etti. Reid, Avril ve arkadaşlarını New York'da dinleyip beğenince Avril'in ilk albümü kaydedildi ve tamamlandı.

Müzik Kariyeri [değiştir]

Let Go (2002-2004) [değiştir]
Let Go, 4 Haziran 2002 tarihinde Amerika Birleşik Devletleri'nde çıktı. Bu ülkedeki listelerde ikinci sıraya kadar yükseldi. Kanada, Avustralya ve Birleşik Krallık listelerinde ise zirveye kadar çıktı. Bu albüm Birleşik Krallık'ta listelerde zirveye yerleşen en genç bayan solist ünvanını da getirmiş oldu.
Albüm, çıkmasından bir ay sonra, Ağustos ayının sonlarına doğru, bir RIAA Sertifikası olan Multi Platin albüm sertifikası alarak multi-platin albüm oldu. 2002 yılının sonlarına doğru, yani çıkışından 6 ay sonra albüm platin albüm sertifikasından 4 kez almış oldu. Dünya çapında yoplam 13.197.000 kopya sattı. Bu rakam 2002 yılında en çok satan bayan vokal albümü oldu.

Lavigne 2007'de MuchMusic Ödül Törenindeyken
Albümden dört adet single çıktı. Complicated Avustralya müzik listelerinde zirveye kadar ulaştı. Amerika Birleşik Devletleri'nde ise en fazla ikinci sıraya kadar ilerledi. Kanada'da en fazla satan single listesinde de zirveye yerleşti.
Complicated radyolarda en fazla çalan şarkı listesinde üst üste onbir hafta zirvede kaldı. Albümdeki diğer single'lar da Complicated'in başarısını tekrarladı. Sk8er Boi, çıkmasının ardından ABD ve Avustralya'da bir numaraya yükseldi. I'm With You, ABD'nin yanısıra Birleşik Krallık'ta da zirveye yerleşti. Losing Grip ise Tayvan ve Şili'deki listelerde ilk sıraya ulaştı.
Bu albümün başarılarının ardından Lavigne, MTV Müzik Ödülleri'nde En İyi Yeni Bayan Şarkıcı dalında ödül aldı. 2003'de Juno ödüllerinde altı adaylığı bulunurken bunlardan Dünya Çapında En Çok Satan Kanadalı Şarkıcı dalında ödülü aldı. Grammy ödüllerinde sekiz dalda aday gösterildi. Complicated şarkısıyla Yılın Şarkısı ödülünü ve En İyi Çıkış Yapan Bayan Şarkıcı ödülünü aldı.

Under My Skin (2004-2005) [değiştir]
Lavigne'nin ikinci albümü Under My Skin, 25 Mayıs 2004'de çıktı. Albüm ABD, Birleşik Krallık, Almanya, Japonya, Avustralya, Kanada, Meksika, Arjantin, İspanya, İrlanda, Tayland gibi ülkelerin listelerine bir numaradan giriş yaptı. Ayrıca henüz ilk haftasında ABD'de 380.000 kopya sattı. Albümde yer alan şarkıların büyük bir kısmını Lavigne kendisi yazdı. Ancak ona bazı şarkılarda Kanadalı söz yazarı Chantal Kreiazuk ve Evanescence'ın eski gitaristi Ben Moody eşlik etti. Bazı şarkılara da Evan Tauberbenfeld, Raine Maida gibi isimler katkılarda bulundu. Albümün prodüksüyonunda Butch Walker ve Don Gilmore da yer almıştır.

Avril Lavigne 2005 yılında Cenevre'de bir konserde
Albümden çıkan ilk single Don't Tell Me, Arjantin ve Meksika'da zirveye yerleşti. Amerika Birleşik Devletleri'nde ve Kanada'da ilk beşe kadar yükseldi. Avustralya ve Brezilya'da ise ilk ona girebildi. İkinci çıkan single da birinci single gibi başarılı oldu. Fakat albümden çıkan üçüncü single, ilk iki single gibi başarılı olamadı hatta listelerde ilk kırka bile giremedi. 4. single He Wasn't, Birleşik Krallık'da ve Avustralya'da çıktı ve bu ülkelerde listelerde ilk 40'a girdi. Son single olarak Fall to Pieces yayınlandı. Fakat bu single da pek başarı gösteremedi.
Bu albümün başarıları sonucu World Music Ödülleri'nde 2004 yılında En İyi albüm satan Kanadalı Bayan Şarkıcı dalında ödül aldı. 2005 yılında Juno Ödüllerinde beş adaylık aldı. Bunlardan üç tanesi Lavigne'e ödül getirdi. Bu ödüller, Yılın Bayan Şarkıcısı, Yılın Pop Albümü, Hayranların Seçimi ödülleridir. Nickelodeon Kid's Choice Ödüllerinde o yıl En Sevilen Bayan Şarkıcı ödülünü aldı.
Lavigne'nin 2004'te Mattew Gerard ile beraber yazdığı "Breakaway" adlı şarkı Kelly Clarkson tarafından seslendirildi. Bu şarkı The Princess Diaries 2.Royal Engagement adlı filmin müzikleri arasında yer aldı.
Avril Lavigne, yeni albümü tanıtmak amacıyla , 2 Mart 2004 tarihinde başlayan 21 şehri kapsayan bir turneye çıktı. Turne Kanada ve ABD'deki şehirleri kapsıyordu ve Minnesota'dan başlıyordu. Her performansında yeni albümde yer alan şarkıların akustik versiyonlarını da seslendirdi. Şehirlerdeki konserlerin hepsi son 48 saate kadar açıklanmadı. Turne çok sevildi ve çok başarılı oldu. Bu turnede Avril Lavigne'nin akustik performansları bir albümde toplandı ve ABD'de bazı müzik albümü satan yerlere dağıtıldı.
2005 yılında Lavigne sürekli turnelerde ve yer aldı. Bundan başka oyunculuk kariyerine de önem verdi. Ayrıca modellik de yaptı. 2006'da Turin-İtalya Kış olimpiyatlarının kapanış töreninde 2010 yılı kış olimpiyatları tanıtımı için Who Knows adlı şarkısını seslendirerek ülkesi Kanada'yı temsil etti.

The Best Damn Thing [değiştir]
Üçüncü Avril Lavigne albümü olan The Best Damn Thing, 17 Nisan 2007'de çıktı. Albüm ABD deki listelere birinci sıradan giriş yaptı. Albümün yapımcıları Dr.Luke, Lavigne'in kocası Deryck Whibley, Rob Cavallo, Butch Walker ve Avril Lavigne'dir. Albümdeki davul ve ritmlerle ilgili kayıtları Travis Barker yapmıştır. Albümden çıkan ilk single Girlfriend en ünemli müzik listelerinden biri olarak kabul edilen Bilboard Hot 100 listesinde zirveye yerleşti. Ryan Seacrest'in radyo programında Lavigne, albümden çıkacak olan ikinci single'ın When You Are Gone olacağını söylemiştir.

Lavigne 2007 yılında yeni albümünü tanıtmak için Hong Kong'da
Avril Lavigne, bu yeni albümünü tanıtmak için küçük bir turneye çıkmıştır. Bu turne Alberta'dan başlamış ve biletler sadece kendisine ait olan hayran kulübü üyeleri için satılmıştır. Bu şov 2 Nisan 2007 'de CBC adlı televizyon kanalında da yayınlanmıştır.
Lavigne, Darfur'a yardım amcıyla çıkacak olan Instant Karma:Save Darfur adlı albüme bir John Lennon şarkısı olan Imagine'i tekrar düzenleyerek katkıda bulunmuştur.

Film Kariyeri [değiştir]
Lavigne'nin ilk film deneyimini Over The Hedge adlı bir animasyon filmiyle yaşadı. Bu yapımda William Shatner,Bruce Willis, Garry Shandling, Wanda Skykes, Nick Nolte, Steve Carell ile çalıştı. Ayrıca oskarlı aktör Richard Gere'in oynadığı The Flock adlı filmde bir şüphelinin kız akadaşı rolünü oynadı. Üçüncü film projesi Fast Food Nation bir kitaptan uyarlamaydı. Eragon filmi için Keep Holding On adında bir şarkı yazdı. Diğer yandan da bu şarkı Kanada listelerinde ilk 20'ye girdi.
Ayrıca Sabrina adlı dizide, grup arkadaşlarıyla birlikte Sk8er Boi şarkısını seslendirerek yer aldı.

Kişisel Hayatı [değiştir]

2007 MuchMusic Ödüllerinde Lavigne
Lavigne'nin vejetaryen olduğu bilinmektedir. Fakat, 2007 yılında yapılan bir röportajda Lavigne, et yemeyi tercih etmediğini söylemiş fakat vejateryenlikle ilgili bir yorum yapmamıştır.
Gençken Napanee'de gittiği bir pizza restoranında yediği zeytin parçalı pizzanın onun en sevdiği yiyecekler arasında yer aldığı, kendisine ait olan Under My Skin Bonez adlı belgeselde belirtilmiştir. Fakat buna ek olarak Avril Lavigne sesine zararlı olacağını düşündüğünden dolayı fazla pizza tüketmemektedir. Avril Lavigne'in ünlü olmasından sonra Kanada'da gittiği pizza restoranı pizzalarından birinin ismini Lavigne'e ithaf etmiştir. Hatta restorana gelen müşteriler hatıra defterine Avril ile ilgili görüşlerini yazmaktadırlar.
Avril Lavigne'in sol bileğinde bir yıldız dövmesi bulunmaktadır. Bu dövmenin deseni ayrıca onun ilk albümünün kapağında da kullanılmıştır. Çalışma arkadaşı ve yakın dostu olan Ben Moody de bu dövmeden taşımaktadır. 2004 yılının sonlarında Lavigne, sağ bileğine, içerisinde D harfi olan pembe kalp şeklinde bir dövme daha yaptırdı. D harfi kocasının isminin başharfini simgelemekteydi.
Lavigne, eski gitaristi Jesse Colbum ile romantik bir aşk yaşadı. Her ne kadar diğer eski gitaristi Evan Taubenfield ile adı dedikodulara karışsa da Avril böyle bir şeyin olmadığını söyledi. Bununla birlikte Taubenfield, resmi internet sitesinde Avril Lavigne'in dünyadaki en önemli arkadaşı olduğunu açıkladı. Avril Lavigne, J-14 adlı bir dergiye ilk öpücüğünü 14 yaşındayken verdiğini söyledi. Şubat 2004'de Kanadalı şarkıcı, Sum 41 grubunun solisti Deryck Whibley ile beraber olmaya başladı. 27 Haziran 2005'de nişanlandılar. Whibley, Lavigne'e Venedik'de bir gondol gezisi sırasında evlenme teklif etti. İkili, 110 misafirin katıldığı bir katolik töreniyle 15 Temmuz 2006'da California-Montecito'da dünya evine girdi.

Ödülleri&Adaylıkları [değiştir]

2002 [değiştir]
MTV Video Muzik Ödülleri
En İyi Çıkış Yapan Bayan Şarkıcı Complicated ; Ödül.
MTV Video Müzik Ödülleri Latin Amerika
En İyi Çıkış Yapan Uluslararası Bayan Şarkıcı ; Ödül.
World Music Ödülleri
En İyi Kanadalı Bayan Şarkıcı ; Ödül.

2003 [değiştir]
Juno Ödülleri
Yılın Single'ı Complicated ; 'Ödül.
''En İyi Çıkış Yapan Bayan Şarkıcı – Ödül.
Yılın En İyi Pop Albümü Let Go – Ödül.
Yılın Albümü: Let Go – Ödül.
Ylıln En İyi Şarkısözü Yazarı – Adaylık.
Hayranların Seçimi Ödülü – Adaylık.
Ivor Novello Ödülleri
'Yılın En İyi Uluslarası Hit Parçası : Complicated – Ödül.
Radio Muzik Ödülleri
Yılın Şarkısı :Complicated – Ödül.
MTV Asya Ödülleri
En İyi Bayan Şarkıcı; Ödül.
En İyi Çıkış Yapan Bayan Şarkıcı – Ödül.
The Style Award – Ödül.
TMF Ödülleri
'En İyi Uluslararası Rock Şarkıcısı – Ödül.
Grammy Ödülleri
Yılın Şarkısı: Complicated – Adaylık.
En İyi Bayan Pop Performansı :Complicated – Adaylık.
En İyi Pop Albümü: Let Go – Adaylık.
En İyi Bayan rock Performansı: Sk8er Boi – Adaylık.
En İyi Çıkış Yapan Bayan Şarkıcı – Adaylık.
Amerikan Muzik Ödülleri
'En İyi Bayan Pop/Rock Bayan Şarkıcısı – Adaylık.
Nickelodeon Çocukların Seçimi Ödülü
En İyi Şarkı: Sk8er Boi – Ödül.
MTV Video Muzik Ödülleri Latin Amerika
En İyi Uluslarası Bayan Şarkıcı– Ödül.
ECHO Ödülleri
En İyi Çıkış Yapan Uluslarası Bayan Şarkıcı – Ödül.
World Müzik Ödülleri'
Yılın En Çok Satan Kanadalı Bayan Şarkıcısı – Ödül.

2004 [değiştir]
Grammy Ödülleri
Yılın Şarkısı: I'm with You – Adaylık
En İyi Bayan Pop Performansı: I'm with You – Adaylık
En İyi Bayan Rock Performansı: Losing Grip – Adaylık
World Muzik Ödülleri
En İyi Pop/Rock Şarkıcısı – Ödül.
Dünyada En Çok Satan Kanadalı Bayan Şarkıcı – Ödül.
MTV Video Muzik Ödülleri (Latin)
En İyi Uluslararası Pop Şarkıcısı' – Ödül.
MuchMusic Video Müzik Ödülleri
En İyi Kanadalı Müzik Videosu: Sk8er Boi – Ödül.
Hayranların Seçimi En İyi Kanadalı Şarkıcı – Ödül
Common Sense Medya Ödülü
En İyi Müzisyen – Ödül
MTV Video Müzik Ödülleri
En İyi Pop Videosu' – Adaylık.
American Muzik Ödülleri
En Sevilen Pop/Rock Bayan Şarkıcısı – Adaylık.
Juno Ödülleri
Yılın En İyi Müzik DVD'si – Adaylık.
Hayranların Seçimi Ödülü – Adaylık.
Comet Muzik Ödülleri
En İyi Uluslararası Bayan Şarkıcı – Ödül

2005 [değiştir]
Juno Ödülleri
Yılın En İyi Bayan Şarkıcısı – Ödül.
Yılın Pop Albümü: Under My Skin – Ödül.
Hayranların Seçimi Ödülü – Ödül.
Yılın En İyi Söz Yazarı – Adaylık.
Yılın Albümü – Adaylık.
MTV Asya Ödülleri
En Sevilen Bayan Şarkıcı – Ödül.
Nickelodeon Çocukların Seçimi Ödülü
En Sevilen Bayan Şarkıcı – 'Ödül.
NRJ Muzik Ödülleri
En İyi Uluslararası Bayan Şarkıcı – Ödül.

2006 [değiştir]
TRL Ödülleri (İtalya)
First Lady Ödülü

2007 [değiştir]
MuchMusic Video Ödülleri
En İyi Kanadalı Video klibi: Girlfriend – Ödül.
En Sevilen Bayan Şarkıcı Hayranların Seçimi Ödülü – Ödül.

Diskografi [değiştir]

Albümler [değiştir]
Let Go , (2002, Arista Records)
Under My Skin, (2004, Arista Recods)
The Best Damn Thing, (2007, RCA Records)

Single'lar [değiştir]
Complicated, (2002)
Sk8er Boi, (2002)
I'm With You, (2002)
Losing Grip, (2003)
Don't Tell Me, (2003)
My Happy Ending, (2004)
Nobody's Home, (2004)
He Wasn't, (2004)
Knocking Heavens Door, (2004)
Fall To Pieces, (2005)
Girlfriend, (2007)
When you're Gone, (2007)

7/24/2007

Beklenen ''Tool Konseri'' 7 Eylülde Kuruçeşme Arena’da

1990 yılında Los Angeles’ta kurulan Progresif Rock grubu,ilk albümleri Opiate’ı 1992’de çıkardı.

Fakat onları üne kavuşturan 1993 yılında çıkardıkları Undertow albümleri oldu.

Toplam 6 albüme sahip grubun son albümü 10.000 Days 2006’da piyasaya sürüldü. Görselliğe verdikleri önemle tanınan grup, her biri adeta bir sanat eseri olan kliplerindeki görselliği, sahne showlarına taşımasıyla da tanınıyor.

Hakan Ergün, Şile Bezi Festivalinde...

Türk Rock Müziğinin Genç Sesi Hakan Ergün’de Şilede...


Türk Rock Müziğinin Genç İsimlerinde Hakan Ergün İstanbulun Akciğeri Şile’de Geleneksel Şile Bezi Festivali’nde sevenleriyle buluşacak.


Hakan Ergün,Tüm Rock Severleri Halka Açık Dolgu Alanına Bekliyor...

Yer : Şile Limanı Dolgu Alanı
Saat : 23:00

Tarihi:15.08.2007


www.hakanergun.biz

Şile’ de yaşamak... Ya da Şile’ yi doyasıya yaşamak

Not: Şile Bezi Festivali 27 Temmuz - 27 Ağustos

Metallica canavar gibi geliyor

9’uncu stüdyo albümünü çıkarmayan hazırlanan gruptan haberler…
Metallica canavar gibi geliyor
Metal tarihinin en önemli gruplarından biri olan Metallica 2008’in
Şubat ayında dokuzuncu stüdyo albümünü çıkarmaya hazırlanıyor.
2003 yılında çıkan St. Anger’dan sonra ünlü heavy metal grubu Metallica,
dokuzuncu albümünü 2008’in Şubat ayında piyasaya çıkarmayı planlıyor.
Dokuzuncu albümlerinin bitmek üzere olduğunu belirten
grubun davulcusu Lars Ulrich, yeni albümle ilgili şunları söylüyor:
"Sound, St. Anger gibi değil. Şimdilik şarkıların neye benzediği konusunda
bir şey söylemem yanlış olur ama St. Anger gibi olmadığı kesin diyebilirim."

Korn içimize sokuluyor!

Nu metal’in başarılı gruplarından Korn yeni albümünü İngiltere’de görücü karşısına çıkarmaya hazırlanıyor.
Korn içimize sokuluyor!
Müzik tarihinin en haylaz gruplarından biri olan Korn yeni albümü öncesi yine medyanın göz bebeği olmuş durumda.

Daha yeni albümleri çıkmadan kulislerde konuşulmaya başlayan Korn’un yeni albümü Untitled'dan çıkacak olan ilk single'ını belirledi: Evolution.

23 Temmuz'da İngiltere'de çıkacak olan yeni single Evolution, insanlığı anlatan bir şarkı; insanlık evriminden bu yana insan ve hayvanın aslında birbirinden farklı olmadığını anlatıyor.

Zeytinli'ye nasıl ulaşılır?

Zeytinli Rock Fest’e katılmak isteyenler size özel bir tarifimiz var! Buradan buyurun…
Zeytinli'ye nasıl ulaşılır?
İstanbul'dan Zeytinli'ye gitmek için Bursa, Balıkesir, Havran ve Edremit yolunun yanı sıra Tekirdağ-Çanakkale yolunu da tercih edebilirsiniz. Ayrıca İstanbul-Kınalı arası otoyolu kullananlar, Tekirdağ'dan Keşan'a sonra da Gelibolu'ya geçebilirler.

Buradan Lapseki'ye veya Eceabat'tan Çanakkale'ye geçmek isteyenler için saat başı feribotlar kalkacak.

Truva'dan Edremit Körfezi'ne doğru inerken, Zeytinli tam karşınızda olacak. Aynı yolu otobüsle gitmek isteyenler otobüs seferleriyle gelebilecek.

Rock starlardan açıkhava müzikali

İddia ediyoruz rock müziğin starlarını bir daha böyle göremeyeceksiniz!
Rock starlardan açıkhava müzikali
Avea sponsorluğunda Hitt Production'un organizasyonuyla gerçekleşen Harbiye Açıkhava Konserleri, bu yaz Türkiye'de ilk kez gerçekleşecek bir rock müzikaline ev sahipliği yapacak.

Mimarlığını Nurcan Karaca'nın üstlendiği proje kapsamında 'Hair'den 'Jesus Christ Superstar'a, 'We Will Rock You'dan 'Aida'ya dünyaca ünlü rock müzikalleri 13 Ağustos'ta Harbiye Açıkhava'da sanatseverlerin beğenisine sunulacak.

Ünlüler geçidi gibi

Unutulmayan müzikallerin hafızalardan silinmeyen şarkılarını Türkiye'nin en tanınmış rockçıları Demir Demirkan, Hayko Cepkin, Ogün Sanlısoy, Özge Fışkın ve Pamela seslendirecek.

Demet Evgar, Ayça Varlıer, Barış Berker, Onur Turan, Sitare Bilge gibi isimler ise oyunculuklarıyla müzikale renk katacak.

İstanbul Aslı ile serinleyecek

Rock müziğin başarılı vokallerinden Aslı 9 Ağustos’ta İstanbullu hayranlarını karşısına çıkacak.
İstanbul Aslı ile serinleyecek
Türk rock müziğinin en başarılı besteci ve bayan vokallerinden Aslı, 3. stüdyo albümü “Söylediğim Şarkılarda Saklı” ile müzik listelerinin en başında yer aldı.

Kendi ayaklarının üzerinde durmasını bilen şehirli kadının hikayesini parçalarında anlatan Aslı, bu albümde gene melodik, daha sert, duygusal, kendine özgü…

Albümün ilk klip parçası “Dans Etmeye İhtiyacım Var” ile 7’den 70’e herkesin kendi parçalarını söylemesini sağlayan ASLI, resmi internet sitesi www.aslionline.com’da 2. klip parçası için oylama başlattı.

Albüm piyasaya çıktıktan sonra hiç durmadan konserler veren Aslı, Yaz boyunca devam eden konserler serisine bir yenisini daha ekliyor. Aslı, 9 Ağustos günü Beşiktaş Belediyesinin Abbas Ağa Parkında düzenleyeceği ücretsiz etkinlikler kapsamında sahne alacak.

Değişik vokal tekniği, tükenmek bilmeyen sahne enerjisi ve yıllardır değişmeyen gurup üyeleri ile Aslı, sıcağa teslim olan yaz günlerinde İstanbullu müzikseverlere unutulmaz anlar yaşatacak.

Bu kızları gören var mı?

Smashing Pumpkins, 1993 yılında çıkardığı "Siamese Dream" adlı albümün kapağındaki ikiz kızları arıyor.
Bu kızları gören var mı?
Grup, resmi internet sitelerine şu açıklamayı yazdı: "Siamese Dream albümünün kapağındaki kızları arıyoruz. Bizi hayranlarımızdan daha iyi tanıyan birileri olamaz. Bu konuyu size danışmaktan başka çaremiz yok. Fotoğraf çekildiğinde kızlar oldukça küçüktü, aradan 14 sene geçti. Elinize herhangi bir bilgi geçerse lütfen bize yazın!" Grubun kızları neden aradığı ise henüz bilinmiyor.

Slayer’la yeniden…

Metal dünyasının efsane grubu Slayer Christ Illusion albümünü ikinci kez basarak bugün piyasaya çıkarıyor…
Slayer’la yeniden…
Slayer basçısı Tom Araya grup olarak son zamanlarda çok mutlu olduklarını, çünkü 2006 yılında çıkan Christ Illusion albümünün 2. kez basılacağını açıkladı.

Sınırlı sayıda olacak olan CD Sony’den çıkıyor.

Türk RoCk MüZiĞi ArEnAsİnDa YeNi BiR ISiM : BaRiS KeSkİn


Türk rock müziği arenasına iddialı bir giriş yapan Barış Keskin’in “Senin Olduğun Her Yer” albümü, Direc-t, Çilekeş, Kesmeşeker gibi gurupları müzikseverlerle buluşturan ON AİR MÜZİK etiketiyle yayınlandı. İlk albümünde yer alan tüm söz ve müzikler sanatçının kendisine; elektro gitarlar, bas gitar, klavye ve düzenlemeler ise Daniel Griladze tarafından yapıldı.
80’lerin minimalist rock etkilerinin hissedildiği albümde yer alan parçalarda 2000’li yılların elektronik ögeleride kullanıldı. Barış Keskin’in soft rock müzik anlayışı, Daniel Griladze’nin agresif, enerjik ve sert soundunun birleşiminden oluşan allbümün en büyük özelliği; gitarların 1 günde, düzenlemelerin ise 1 haftada yapılması. Albümün ilk klibi “Senin Olduğun Her Yer” isimli parçaya Daniel’in Üsküdar’da ki evinde Devrin Usta yönetmenliğinde, 1 günde yapılan çekimler sonucunda tamamlandı.

!!!!!!!!DuMaN!!!!!!!!


Doksanlı yılların başlarında müzik yaşantılarına başlayan grup elemanlarından vokalist Kaan Tangöze ögrenim görmek amacı ile gittiği Seattle'da müzik yaşamına devam etti ve oradayken Türkiye'de çıkarmak istediği albüm için parçalarını hazırladı. Türkiye'de bulunan grubu Mad Madame ile Seattle ve Los Angeles'da yayınlanan toplama albümlerde yer aldı. Türkiye'ye döndüğünde Blue Blues Band ile beraber çalışan Batuhan Mutlugil'i (Gitar) ve Ari Barokas (Bas Gitar) ile beraber çaldıkları Mad Madame grubuna dahil ederek DUMAN isminde şimdiki gruplarını kurdular. Şu ana kadar dört albüm çıkarmışlardır.Böylece Duman 1999 yılında çıkan "Eski Köprünün Altında" isimli albümleri ile büyük bir dinleyici kitlesine de ulaşmayı başardı. Çoğunlukla davulcu sorunu yaşayan grup birçok isimle beraber çalıştı ama çoğunlukla albüm ve konserlerinde Türkiye'nin en başarılı isimlerinden Alen Konakoğlu (Davul) eşlik etti. İkinci albümü "Belki Alışman Lazım'dan" sonra konser kayıtlarının toplamı olan üçüncü albüm konser vardır. Uzun bir bekleyişten sonra nihayet dördüncü albüm seni kendime sakldım 2005'in temmuzunda çıktı. Ayrıca 2003 yılında bostancı gösteri merkezinde verdikleri bir konserin kaydı olan bu akşam dvd si mevcuttur. 2004 yılında Türkiye'nin ilk Rock Konser DVD'sini NR1 Music'ten çıkardılar. 2005 yılında ise Seni Kendime Sakladım Alübümü yine NR1 Music'ten Çıkmıştır..."

!!!!!!!!gEcE YoLcUlaRı bİyOgRaFiSi!!!!!!!!



GECE YOLCULARI grubu 1993 yılında kurulmuştur. Grup 5 kişiden oluşmakta ve tamamı İstanbul'da yaşamaktadır. Grubun sözlerinin ve bestelerinin tamamı kendisine ait olup, MELODİK POP-ROCK olarak adlandırdıkları müzik tarzında üretim yapmaktadır.İlk albümleri öncesinde,Türkiye'nin bir çok yerinde konserler yaparak, hem kendi müziğini ilerletmiş, hem de dinleyicileriyle paylaşma imkanı yakalamıştır. Bu açıdan oldukça tanınan ve sevilen bir müzik grubu olmuştur. 2004 yılında İlk albümleri GECE YOLCULARI' nı yayımlayan gurup bu albümle çok yüksek bir başarıya imza atmış ve bahsi geçen hedeflerini yakalama ve ilerletme konusunda öngörülerini haklı çıkarmıştır.GECE YOLCULARI albümünün çıkış parçası "Unut Beni" ile haftalarca radyo-tv müzik listelerde kalmış ve müzik otoritelerince son yılların en başarılı parçalarından biri olarak değerlendirilmiştir.. "Unut Beni" den sonra albümden "Yaban Gülü" ve "Ölüm de var" adlı parçaları kliplendirerek albümlerinin başarısını perçinlemişler ve bu parçalarla uzun süre listelerde kalmışlardır.."Yaban Gülü" parçasına çekilen video MTV Europe'da Exclusive yayınlanmış ve bu parçası MTV de sıradışı bir övgü ile taçlandırılmıştırBu albümleri boyunca,Üniversiteler başta olmak üzere Türkiyenin heryerinde konserler vererek dinleyicileri ile buluşmuş ,etkileyici konser performansları ve repertuarları ile de 2004-2005 yılının en çok konuşulan müzik guruplarından biri olmuştur.Ayrıca bu albümleri ile müzik alanında verilen hemen hemen her ödüle aday gösterilmişlerdir..2005 yılı sonlarına doğru ülkemizin en önemli müzik yapım şirketlerinden biri olan TMC ile anlaşarak GECE YOLCULARI 2 için stüdyoya giren gurup, ilk albümlerinde olduğu gibi prodüktör olarak CEM ÖZKAN ile çalışmışlardır.4 Aylık stüdyo kayıt dönemi sonunda GECE YOLCULARI 2 albümü, 2006 Şubat'ının 4.haftası yayımlanmış ve çıkış parçası olarak da "Nerdesin" kliplendirilmiştir.GECE YOLCULARI "Şarkılar yapmaya devam ..durmadan.!.."

rock'n coke istanbul 2007

rock'n coke istanbul 2007
rock'n coke istanbul 2007
bu yıl beşincisi düzenlenecek olan Rock'n coke istanbul festivalinin 2007 programı geçtiğimiz günlerde The Hall'da düzenlenen 5. yıl özel partisinde tanıtıldı.

geçtiğimiz yıllarda iki gün olarak düzenlenen festival bu yıl 31 Ağutos - 2 Eyül tarihleri arasında üç gün olarak düzenlenecek. (1)

festivalin ana sahnesinde The Smashing Pumpkins, Franz Ferdinand, Chris Cornell, Manic Street Preacher, Within Temptation, Pentagram, Rashit & Teoman, Özlem Tekin, Hayko Cepkin, Gripin, Aslı ve 100 performanslarını sergileyecekken alternatif sahne'de ise Mabbas, Erol Alkan, Mehdi, Style-Ist, Filthy Dukes, Uffie & Feadz, Buraka Som Sistema, Agentorange, Digital Playground, Popcorn, Bedük, Neon, Ayben & Fairuz Derinbulut, Rumblefish, Ayyuka ve Üçnoktabir sahne alacak.

kısıtlı sayıdaki sahne önü biletleri 31 mayıs 2007 tarihinde satışa çıkmış. satışa çıkan kısıtlı sayıdaki biletlerden The Smashing Pumpkins ve Franz Ferdinand için olanı 50 YTL, Chris Cornell ve Manic Street Preachers için olanı ise 30 YTL

fetsival hakkındaki detaylara buradan, biletler konusundaki detaylara ise buradan ulaşabilirsiniz.

Dip not:

(1) festivalin açılışı 31 Ağutos 2007 tarihinde yapılacaktır.

PUNK ÖLMEDİ!

PUNK ÖLMEDİ!

Green Day, My Chemical Romance, Good Charlotte ve Bad Religion gibi önemli gruplar, bu hafta Amerika'da seyircisiyle buluşan Punk’s Not Dead belgeselinde rol alıyorlar.

Film, punk rock'ın geçirdiği evreleri bu türün en önemli isimleriyle yapılan röportajlarla gözler önüne seriyor. Cumartesi günü Chicago'da ilk kez perdelerini açan filmde aynı zamanda The Ramones, Henry Rollins, Billy Idol, NOFX, Social Distortion, Stiff Little Fingers ve Sum 41 de bulunuyor..

7/23/2007




2002 yılının Ekim ayında kurulan ÇİLEKEŞ, vokalde Görkem Karabudak, elektronik gitarda Ali Güçlü Şimşek, bas gitarda Gökhan Şahinkaya ve davulda Cumhur Avcil’den oluşuyor.
İlk konserini Kasım 2002’de Ankara Saklıkent’te gerçekleştiren Çilekeş, 2003 ve 2004 yıllarında verdikleri konserlerle önce Ankara’da dikkatleri çektiler. 2003`ün Mayıs ayında önlerinde gerçekten önemli bir fırsat olduğunu henüz bilmedikleri Fanta Genç Yetenekler Aramızda yarışmasına katıldılar. Ön elemeleri aşan Çilekeş, İç Anadolu Bölgesi Finali`nde canlı performansıyla beğeni toplayarak Türkiye Finali`ne katılmaya hak kazandı. Grup, yarışmanın Türkiye Finali`nde Melih Kibar, Meltem Taşkıran, Teoman, Levent Yüksel, Engin Akıncı`dan oluşan jüri önünde yine canlı performansıyla göz doldurarak yarışmayı kazandı.
Bu gelişmenin ardından daha büyük organizasyonlarda, daha geniş kitlelere ulaşmaya başlayan Çilekeş, konserlerin yanında albüm çıkarma fikrini aklına koydu ve yeni parçalar yaparak bir demo hazırladı.
Canlı performanslarıyla gözdolduran grup, yarışmanın arkasından davet edildikleri ve 17 şehri kapsayan Türkiye turnesinde Candan Erçetin, Beyaz, Harem ve Nev ile birlikte yaklaşık 350 bin kişiye ulaşma fırsatı yakaladı. Böylece büyük çapta bir turneye çıkan ilk amatör grup oldular ve henüz ilk albümleri çıkmadan kayda değer bir dinleyici kitlesi yakalamayı başardılar.
Prodüksüyonuna 2005`in Mart ayında İTÜ MIAM`da davullları kaydederek başladıkları ve özellikle üniversite gençliği tarafından dört gözle beklenen ilk albümleri “Y.O.K.” Volkan Başaran’ın prodüktörlüğünde Haziran 2005’te ONAIR tarafından yayınlandı. Şarkıların söz, beste ve düzenlemelerinin tümünün Çilekeş’e ait olduğu albümde Rap müziğin yükselen ismi Fuat, Kurban grubunun davulcusu Burak Gürpınar ve alternatif müziğin önemli ismi Aylin Aslım da birer şarkıda konuk müzisyen olarak katıldılar.

''''''''''''''''''''hAlUk lEvEnT ReSiMlErİ'''''''''''''''bİyOgRaFiSi'''''''''''''''''''''''''''''




26 Kasım 1968'de Adana'nın Yüregir ilçesinde doğdu. İlkokulu Sabancı Ilkögretim Okulu'nda okudu. Adana Atatürk Lisesi'nden mezun oldu. Sonra sırasıyla Karadeniz Teknik Üniversitesi Orman Mühendisliği, Ankara Üniversitesi Bilgisayar Programcılığı, Orta Doğu Üniversitesi Fizik Bölümü ve Ankara Üniversitesi Muhasebe bölümünde kısa zamanlar öğrencilik yaptı. Üniversite giriş sınavlarını kazanıyordu ama eğitimini istikrarlı bir şekilde ilerletemiyordu. Bu durumda ailesinin maddi sıkıntıları da önemli bir rol oynuyordu. Sınavlarla geçen bu yıllar içinde ticaretle uğrasan Haluk Levent, basarisiz bir ticaret adamı olarak Adana'dan ayrıldı ve kendini yollara verdi. İlk albümünün "Yollarda" adini alması da bugünlerdeki deneyimlerin sebebidir. Birçok şehirde dolaşıp şarki söyledi. Kimi zaman hasta bir kız çocuğu için sokak sokak dolaşıp şarkı söyleyerek para toplamaya çalıştı. Bu çabaların bazılarında basarili oldu. 1992 yılında İstanbul'a geldi. Ortaköy'de çeşitli barlarda çalıştı. 1990'da başladığı albüm çalışmaları zahmetli ve yıldırıcı dört yılın ardından meyvesini verdi. 1994'te "Yollarda" albümünü çıkarttı. Bu albüm ayni zamanda Anadolu Rock müziğinin ortaya çıktığı 70'lerden sonra ikinci yükseliş döneminin ilk eserlerindendi. Ayni yıl Moğollar da 20 yıl aradan sonraki ilk albümünü çıkartmıştır. "Yollarda" hiç beklenmedik bir şekilde yaklaşık ikiyüzbinlik satış rakamına ulaştı. Bu, Türkiye Müzik piyasasında açılan yeni bir kulvarın ardından milyonları sürükleyeceğine dair ilk işaret gibiydi. İlk albümün ardından 1996'da "Bir Gece Vakti" bir milyona yaklaşan satış rakamıyla müzik gündemine bomba gibi düştü. Yine 1996'nın sonlarında "Arkadaş" albümü piyasaya çıktı. Bu albümle sanatçı, Anadolu Rock müziğin müzikal anlamda en basarili örneklerinden birine imza atmıştır. sanatçı "Arkadaş" albümü için "Bu albümle dünya standartlarını yakaladım" demektedir. 1997'nın Ağustos ayında cezaevine girdi. yaklaşık on yıldır kurtulamadığı ticari bir dava yüzünden 9 ay cezaevinde kaldı. Cezaevindeyken uzun saçlarını kesip Akkuyu 'ya, yapılması düşünülen Nükleer santral projesinin protesto gösterilerine yolladı. Cezaevine girmeden önce oluşturmuş olduğu kayıtlarla "Mektup" albümünü çıkarttı. "Mektup" içeriden dışarıya yazılmıştı ve dışarıda bu "Mektup"u yüz binlerce kişi okudu. İçerde bos durmadı "Kedi Köprüsü" adli ilk kitabini yazdı. Gözleri kör eden ışıklardan kurtulmuş ve her ne kadar yüz bin mektup almış olsa da sonunda kendisine kalmıştı. Bu "kendinelik" bir kitapla somutlaştı. Cezaevinden çıktıktan sonra yeni albümünü hazırlamak için çok az bir vakti vardı. Çünkü 18 aylık askerlik görevi bekliyordu. Bu koşullar altında "Yine Ayrılık" albümünü çıkarttı ve askere gitti. O askerdeyken bedelli askerlik çıktı. Anlamlı bir talihsizlik oldu. Askerdeyken Türkiye�nın daha önce hiç gitmemiş olduğu yerlerinde konserler verdi. Bütün Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da konserler verdi. 1999 depreminin ardından İzmit"te kurulan Çadır kentlerde bizzat çalışıp çadırlar kurdu. Depremzedeler yararına konserler verdi. Askerdeyken izin günlerinin hepsini stüdyoda geçirdi. "www.Leyla.com"u çıkarttı. Gittikçe dijitalleşen bir dünyada duyguların da dijitalleştiğinden dem vuruyor, "Kamyoncunun Türküsü" şarkısıyla Susurluk'a gönderme yapıyordu.
Askerlik görevinin ardından sırasıyla "Kral Çıplak", "Bir Erkeğin Günlüğü" ve "Aç Pencereni" adli albümlerini piyasaya sürdü. Ayrıca ikinci deneme kitabi olan "Moritos!un Düşleri' Ni yayımladı. Sanat yaşamının on besinci yılına (2005) adim atan sanatçı, bu geçen on beş yıl boyunca yurtiçinde ve yurtdışında yaklaşık on bin konsere çıktı. Türkiye'de en çok konser veren sanatçıların basında gelen Haluk Levent, bu konserlerin çok önemli bir kısmından para almamış, konserin gelirini ihtiyacı olan hastalara vakfetmiştir. Yardımsever Rock' çı tanımının yakıştırılması bu sebeptendir. Ayni zamanda Çevre Sorunlarına karsı duyarlılığıyla ön plana çıkan sanatçı, hemen hemen her albümünde çevre bilincini asılama yolunda şarkılara yer verdi. Türkiye�nın değişik bölgelerinde çevre katili projeler aleyhine davalar açtı ve açılan davalara müdahil oldu. Mersin'in Kazanlı ilçesindeki Caretta Caretta Kaplumbağalarının soyunun tükenmemesi için protesto gösterilerinde bulundu. Kısa sanat yaşamına on iki albüm, on bin konser, iki kitap yüzlerce ödül, yardim konserleri, iki tane rekor konser (on iki saatlik), onlarca çevre davası sığdıran Haluk Levent, yürüdüğü yolda olgun ve emin adımlar atmaya devam ediyor.

!!!!!!!!!!!!!!HaYkOyLa rÖpOrTaJ!!!!!!!!!!


Hayko Cepkin'le röportaj
Yeni albümünün piyasaya çıkması için gün sayan Hayko Cepkin, bu haftadan itibaren MTV Europe’da, Alternative Nation programında tüm Avrupa’ya adını duyuracak. İlk albümün üzerinden iki yıl geçtiğini ve artık kendini tamamen ifade edebileceğini söyleyen Hayko "Tanışma Bitti" diyor.Bilmeyenler için hemen anlatmak gerek -ki okuyucularımız arasında sanmıyorum ki Hayko Cepkin'i bir kere dinlemeyen bir insan olsun- hikaye dünyanın gaz ve toz bulutu olduğu zamanlarda başlıyor. Her ailenin evladına yaptığı ilk numara olarak oğullarına bir org alıveriyorlar. Hem de Casio GT647 hit klavye. Dededen akordeon çalma tekniklerini de kapıp, tuşlu çalgı kullanmaya yatkın olduğunu görüyor. Ondan sonra kilise korosunda hammend ile tanışıyor Hayko. Sesi kendisini daha da etkiliyor. Eğitimini almaya karar veriyor, operaya giriyor, iki sene ancak devam edebiliyor.Sonrasında ise Timur Selçuk, Akademi İstanbul Piyano dersleri derken kendisine küçük bir kayıt ortamı kuruyor, sırf öğrenmediği bir şey kalmasın diye. İlk albümü "Sakin Olmam Lazım"ı evinde sessiz sedasız kaydediyor. Sessiz sedasız diyorum, evindeki küçük odanın altında üstünde oturan insanlar brutal vokalleri kaldıramaz diye tın tın söylüyor şarkılarını. Bakıyorsunuz ki konserleri paldır küldür, öfkesi damarlarınıza işleyiveriyor.Şimdilerde ise iki heyecan birden var bünyesinde. İlki 2 yıl aradan sonra çıkaracağı ikinci albümü "Tanışma Bitti", diğeri ise MTV Europe'da yayınlanan Alternative Nation programında tüm Avrupa'nın kendisini tanıyacak olması.-Ünlü isimlerin albümlerinde ve konserlerinde adınız var. Ayrıca "Alt Geçit" isimli grubunuzla katıldığınız Roxy Müzik Günleri macerası...Demir Demirkan ve Aylin Aslım'ın albüm projelerinde ve sonrasında sahne performanslarında onlarla birlikte çaldığım doğrudur. "Alt Geçit" beste grubuydu. Davulcumuz Burak Gürpınar'dı, daha Kurban albüm aşamasıydı, bir de hâlâ gitarları çalan Umut vardı grupta. Bize Upflex derlerdi; hani var ya böyle karın kası çalıştıran üçgen bir alet... 1996 yılında çok sert çalıyoruz diye kovulduk bardan. Onun dışında da hiç grupta çalmadım.- Tek başınıza yolunuza devam ediyorsunuz ve açıkça görülüyor ki kontrolün elinizde olmasından hoşlanıyorsunuz...Evet. Yapmak istediğim şeyler var. Mesela çok hayalperestim. Düşün; bir hayalim var ve içinde bir ova var. Sana ovayı anlatırım, senin kafanda başka bir ova canlanır ama hikayenin sonucu aynı ortak noktadadır. Aynısına çok yakınını düşünebilirsin belki ama aynısını algılayamazsın. Sana ne anlatırsam anlatayım, benim anlattığım gibi olmayacağı için acizlik gibi geldi. Bir prodüktöre derdini anlatmak ve istediğini alamamak, aynı şekilde eğitimsiz ve cahil olduğun için "Ya abi buraya böyle bir şey istiyorum ama adını bilmiyorum" demek acizlik! Böyle bir durumda kalmamak için kendimi eğittim. Artık bir şey istediğimde sonucu çat diye alıyorum. Kendimle kalmayı daha çok seviyorum. Benim istediğim gibi bas line'ları yazılsın, benim istediğim gibi gitar tonları çalınsın. Sonuçta benim bestelerim, benim sözlerim, benim hikayem, benim projem... Ben ne istediğimi daha iyi bilince paylaşma kısmı rahat oluyor.- Yola çıkarken kaç besteniz hazırdı?İlk albüm şarkıları dışında ikinci ve hatta üçüncü albümün materyalleri bile hazırdı elimde. İkinci albüme onlardan iki şarkı girdi. Onun dışındakiler 0 km. oldu. Kafam değişti çünkü. Kafamda bir hikaye oluşturdum ve hikayenin konusu da korku oldu. Dosyada duran hiçbir parça da buna uymuyordu. Temaya uygun çalmayı sevdiğim armoniler vardı. Diğer parçaları sildim. Mesela üçüncü albüm materyalleri yok elimde. Başka bir tema bulduğum zaman ona da yazmaya başlayacağım.- Korku, stilinize çok uygun bir seçim olmuş...Zaten müzikte neşe kültürüm yoktur. Genel olarak barok şeyler yazarım, klasik müzik dinler, Bach severim. Bu tema dikte sistemi ile birleşerek anlatmak istediklerimi daha rahat söyletme ve algılatma şansı tanıdı. "Artık uyanmalısın, çok garip bir dünya, uyan artık" demekle "uyan" demek arasında fark var. Gözlerin içine bakmak ve korku vermek daha anlaşılır geliyor. Yaptığım işe inanıyorum.- Yeni albüm "Tanışma Bitti" ile biz ne zaman tanışacağız?Yeni albüm nisan sonu ya da gecikirse Mayıs'ın 10'una kadar çıkmış olur. Aksilikler ve konserler oluyor. Bir günün kaybı demek 1-2 parçanın mix’inin gecikmesi demek. Albümün prodüktörü de benim. Bahsettiğimiz "bencillik" işte... İlk albümde eksik olan canlı davul ve adam gibi vokal sorununu artık stüdyoda aştık. İkinci albümde belki o tırnaklar daha da uzayacak ve daha derin tırmalayacağım. Belki ama sabretmem gerekiyor, "Sakin Olmam Lazım".- Rock müzik camiası dinleyicisinden sanatçısına daha bilgili ve daha ağırbaşlı değil midir, ailelere bu mu anlatılamıyor?Hep iddia ettiğim konu şu; bizim piyasamız daha popüler olup daha çok tanındığı zaman, insanlar bugüne kadar seyrettiklerinin ne kadar çamurun içerisinde dolaştığını anlayacak. Toplum saçı rengarenk, küpeli, dövmeli diye "tüü tipe bak" dediği adamların düşünceye dayalı yaşadığını anlayacak ve inandıkları her şey yıkılacak. Çünkü bizim fiks imajımız "tü kaka pis, ay tipe bak"... Ama özüne baktığınız zaman biz üreten kısımdayız. Üretmek için zaman harcamak zorundasın. Diğer tarafta bir yorumculuk kültürü var zaten. Paran varsa o besteyi satın alırsın, okursun. Bu konuda bizler daha fazla üzerine düşünüyor, araştırıyor ve üretiyoruz. Demek ki bu güne kadar bildikleri şeyler yanlış...

!!!!HaYkO CePkİn!!!!!

haYkO cEpKiN vİdEoLaRı:
İntrohttp://www.youtube.com/watch?v=4w5KZmbme6gKaoshttp://www.youtube.com/watch?v=by4zAcCeMx4Sonra Görüşelimhttp://www.youtube.com/watch?v=eiqyvyXnDOg1 http://www.youtube.com/watch?v=4zAuNy0_ay02 ( Ön Grup Arka Grup )http://www.youtube.com/watch?v=4YcoqWihckI3 ( Marilyn Manson Benzetmesi )http://www.youtube.com/watch?v=zsuXjW8Fya04 ( Eva Sorusu Ve Cevabı )http://www.youtube.com/watch?v=maPdg1LlveI5 ( Banka Soyamam )http://www.youtube.com/watch?v=Se3jwx9-apY6 ( Scream )http://www.youtube.com/watch?v=0qCdYUXdW7k

"Rock ağır bir yüktür"

Rock müziğin deyim yerindeyse ‘Çınarlaşmış grubu’ Objektif yeni albümüyle tekrar karşımızda.
20 yıllık geçmişe sahip bir grup Objektif. Daha önce “Tımarlı Hastane” (1990), “Hayal ve Yaşam” (1993), “Kuşkular” (1996) ve “Künye” (2000) albümlerini çıkartmışlardı. Ve şimdi de Ağdaş müzikten çıkan yeni albümleri “Sokağın Sesi” ile sevenleriyle buluşuyorlar.

20 yıllık geçmişe sahip bir grup Oobjektif. Daha önce “Tımarlı Hastane” (1990), “Hhayal ve Yaşam” (1993), “Kuşkular” (1996) ve “Künye” (2000) albümlerini çıkartmışlardı. Ve şimdi de Ağdaş müzikten çıkan yeni albümleri “Sokağın Sesi” ile sevenleriyle buluşuyorlar. 20 yıldır rock müziğin protest tavrını taviz vermeden yansıtan Objektif grubunun değişmeyen tek üyesi Vecdi Yücelan’la “Sokağın Sesi” ni konuştuk. Ancak kavramın içi bir hayli dolu olduğundan daha başka bir sürü konudan da bahsetmek kaçınılmaz oldu.

Öncelikle hayırlı olsun albümünüz. İki albüm arası en fazla 4 yıl iken, bu sefer neden 7 yıl gibi uzun bir ara verdiniz?

Kendi isteğimin dışındaydı. Türkiye’de mp3 sorunu şirket bırakmadı. Hepsi ya iflas etti ya da para kazanamadığı için albüm yapamıyor. Sonra da ortalık düzelir gibi oldu. Biz de çıkardık ama düzelene kadar 7 yıl geçti işte.

7 yıl uzun bir ara… Bir takım eleman değişiklikleri de yaşandı bildiğimiz kadarıyla. Başak neler yaptınız bu 7 yıl?

Aslında 5 yıl. Eski şirketimle 2002 yılında bitti sözleşmem. Sonra mini bir Türkiye turnesi yaptık. İstanbul’da konserlere katıldık. Bu arada albüm çalışmaları sürüyordu. 1,5 yıl önce albüm bitti. Yani aslında biz 3,5 yıl ara vermiş olduk. Bu arada Objektif ailesine katılanlar ayrılanlar oldu. Onlar her zaman bizim ailenin birer ferdi. Alpay Şalt, Çağatay Ateş, Taner Keser, Volkan Uzunhasanoğlu ve daha birçok arkadaşım… Bu işler Türkiye’de de dünyada da böyle yürüyor. Rock ağır bir yüktür. Ara sıra dinlemek isteyenler oluyor. Neyse ki ben böyle bir ihtiyaç hissetmiyorum.

Geçmiş Objektif albümlerinde bir “aşk” teması mevcuttu aslında. Ama ön planda olan çevreci ve protest yanınızdı. “Sokağın Sesi” albümünün çıkış parçası ise ‘Cansuyu’. Sizi dinleyenler ve takip edenler yadırgamadılar mı durumu?

‘Cansuyu’ iyi dinlenirse çok iyi anlaşılacaktır. Bu parça usta işi oldu. Objektif ailesinden de kimsenin itiraz edeceği bir durum yok ortada. Onlar Vecdi ağabeylerine güvenirler ve yanlış yapmayacağımızı bilirler. Şimdi “Sen seyircine göre mi müzik yapıyorsun?” diyen bir takım ağaçkakanlar çıkacaktır. Evet, seyircimi aile olarak görüyorum ve onlara ve bana yakışanı yapıyorum. Onlar bilirler bizim hangi şartlar altında yaşadığımız. Şimdi bu lafımı yanlış anlayıp “Sanat özgürlüktür” diyenler de çıkabilir. Ben onlara hep güldüm. Özgürlük deyip, askerlik zamanında orduevin de oyun havası çalıp, askerlikten yırtma uğruna ne çeşit maskaralıklar yaptıklarını ben biliyorum. Biz her zaman özgürlüğümüzü yaşadık ve yaşattık. “Sevgili halkım gözünü aç” deyip, DGM’den ihtar da aldık ama peşine ‘Künye’yi yazdık. ‘Sen Benden Uzak’ dedik. Bunu da çıkıp basına “Canımı yakacaklar, ama beni kurtarın, kamuoyu oluşturun, yandım!” feryatlarıyla geriye yutmadık. Bak bu ihtarı bile 12 sene sonra açıklıyorum.

Kanat Atkaya’nın bir yazısında “Rock’ın karneyle satıldığı yıllar” diye bir başlık görmüştüm. Objektif grubu o yıllardan geliyor ve Türk rock’sa eğer söz konusu olan, yaşayan bir tarih sayılırsın. O günlerden bu günlere bu ortamları değerlendirirsen neler söylersin bize?

Her şeyden önemlisi dünya değişiyor. Bize müzik yaptıracak etmenler değişiyor. Ama acılar ve kalleşlikler hep var. Sadece şekil değiştirerek geliyorlar. Şu anda ülkemin en büyük sorunlarından birisi kredi kartlarıdır. Acımasızca dağıttılar halkımın eline ve harcatıp yine acımasızca ellerinde ne var ne yok alıyorlar. Büyük faizlerle birlikte. Halkımı yoksulluğun diplerine atıyorlar. Sanatçının bunları görüp halkını uyandırması lazım. Bir şekilde habercilik yaptığımız. Ama “nay nay” havası yapanlara kızmıyorum. Onların kaybedecek bir şeyleri zaten yok J Bu arada Kanat Atkaya’da belki bir gün bu ülkede Objektif grubunun varlığının farkına varır. Ben kendisini yakinen ve severek takip ediyorum.

Objektif hep çok iyi elemanlarla çalıştı. Değişmeyen bir sen vardın ve gelmiş geçmiş Objektif elemanlarından all star hesabı bir şey yapsan kadro ne olur?

Bunun için bir yıl daha beklemem lazım. Seneye 20. yılı kutlayacağız Yaşayanların hepsini sırayla çıkartacağım sahneye. Onlarla çok şey paylaştık. Herhalde birlikte çalarken çok duygusal anlar yaşayıp bir o kadar da güleceğiz.

Rock’n Coke biletleri bitti bitiyor!

Bu yıl beşinci yaşını kutlayan Rock’n Coke İstanbul için heyecanlı bekleyiş başladı.
Rock’n Coke biletleri bitti bitiyor!
Türkiye’nin en büyük açıkhava müzik etkinliğini kamp yaparak yaşamak isteyenler ise elini çabuk tutmalı: Kamp alanı biletleri hızla tükeniyor.

Coca-Cola tarafından düzenlenen Rock’n Coke İstanbul 2007 için heyecanlı geri sayım başladı. 31 Ağustos ve 1-2 Eylül tarihlerinde Hezarfen Havaalanı’nda gerçekleşecek olan Türkiye’nin en büyük açıkhava müzik etkinliğini Büyük Çekmece Gölü’nün kıyısında kamp yaparak yaşamak isteyenler elini çabuk tutmalı, çünkü kamp alanı biletleri tükenmek üzere.

Önceki senelerde gelen yoğun talep sonucu kapasitesi 10 bine çıkartılan kamp alanında kalacak festivalciler, dünyaca ünlü müzisyenleri izleme heyecanını doğayla iç içe olma coşkusu ile birlikte yaşayacak.

Biletix’ten temin edilebilen Rock’n Coke İstanbul biletlerinin (31 Ağustos 2007 tarihine kadar) tek gün fiyatı 70 YTL, kombine fiyatı 100 YTL, kombine+kamp fiyatı ise 125 YTL. Festivale katılmaya son anda karar verenler ise kapıda günlük biletleri 80 YTL, kombine biletleri 125 YTL, kombine+kamp biletlerini 150 YTL’ye alabilecek.

Ayrıca sahne önü biletleri The Smashing Pumpkins ve Franz Ferdinand için 50 YTL, Manic Street Preachers ve Chris Cornell için 30 YTL olacak.

31 Ağustos Cuma - Alternatif Sahne: Raining Pleasures, Dirty Soundsystem

01 Eylül Cumartesi - Ana Sahne: The Smashing Pumpkins, Chris Cornell, Teoman vs. Rashit, Within Temptation, Badly Drawn Boy, Gripin, Aslı

Alternatif Sahne: Erol Alkan, DJ Mehdi, Uffie & Feadz, Agentorange, Style-Ist, Kreş, Neon, Rumblefish, Üçnoktabir

02 Eylül Pazar - Ana Sahne: Franz Ferdinand, Manic Street Preachers, Pentagram, Özlem Tekin, Hayko Cepkin, Avid, 110

Alternatif Sahne: Mabbas, Filthy Dukes, Buraka Som Sistema, Digital Playground, Bedük, Ayben&Fairuz Derinbulut, Ayyuka